1. Anasayfa
  2. Başarı Hikayeleri

Başarı Hikayeleri

ŞEFİK DİZDAR

1)Herkes Şefik Dizdar Kimdir? Merak ediyor. Sizden duyabilir miyiz?

Geçmişimle ilgili bir belgesel var. 1939 Yılı Safranbolu doğumluyum. 1946 yılında Safranbolu’nun Kalealtı ilkokulundan mezun olduktan sonra Safranbolu Ortaokulunu bitirdim ve bölgedeki tek lise olan Karabük D.Ç. Lisesinden mezun oldum. 1958 yılında İzmir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisine girdim ve 1961 yılında oradan mezun oldum. Askerliğimi yedek subay olarak yaptıktan sonra Karabük D.Ç. Fabrikasında Personel Müdürlüğü ve Satın Alma Genel Müdürlüğü görevlerini yaptım. Emekliliğime 4 sene kalmış olmasına rağmen kendi isteğim ile 1979 yılında yani 40 yaşımda Demir Çelik Fabrikasından ayrıldım.. İstanbul’a gittim orda Demir-Çelik sektöründen ithalat ihracatla uğraşan bir firmada genel müdür olarak çalıştım. O sırada İran-Irak savaşı başlamıştı. İran Türkiye’den büyük ölçüde demir-çelik ürünü talep etmeye başlamıştı. Turgut Özal zamanında birçok zorlukları ortadan kaldıran reformlar yapıldı. Haberleşme çok zordu. Telefona sahip olmak bir apartman dairesine sahip olmak kadar önemliydi. Bir servet demekti. Önce telex çıktı. Çok büyük aşama oldu haberleşmede bizim için. Çok geçmeden fax hemen sonra telsiz telefon çıktı. Bunlar büyük aşamalar uzun uzun anlatılacak konular. O dönemler biz Yekta Dış Ticaret AŞ. olarak İran’a büyük ihracat yapan bir firma haline geldik. O firmada çalışırken İran’a en büyük ihracatı yapan firma ünvanını kazandık. Üç ortaktık. Ancak ortaklar arasında çıkan bir anlaşmazlık nedeniyle ben şirketten ayrılmak zorunda kaldım. Bir süre sonra ayrıldığım şirket Yekta dış Ticaret Aş iflas etti. Sonra Taha Dış Ticaret AŞ. Olarak çalışmaya devam ettik. İranlı ortağımla yine İran’a dış ticaret yaptık ve savaş bitene kadar da çok güzel paralar kazandık. Savaş bittikten sonra ortaklığımız sona erdi. Taha tekstili kurduk. Taha tekstil bugün LCW olarak faaliyet gösteren kuruluşumuzun temelidir. Mustafa Küçük sıfırdan başlayarak ve bu işi çok benimseyerek, çok dürüst, çok ciddi çalışmalar yaparak LCW‘yi bu duruma getirdi. Benim aktif görevim olmadı çünkü tekstil benim bildiğim bir iş değildi. Şuanda LCW şirketi aktifliğini koruyor. 2005 yılında bir göz rahatsızlığına uğradım. Görme yetim zarar gördü. Ben de memleketime döndüm. Şimdi burada daha ağırlıklı olarak sosyal işlerle uğraşıyorum. Safranbolu Kültür ve Turizm Vakfı Yönetim Kurulu başkanıyım. Burada aktif şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

2) Türkiye şartlarını da hesaba kattığımızda çok dikkat isteyen bir dönemde cesaret gerektiren birçok iş yapmışsınız.

Evet, 1979 da İstanbul’a gitmek zorunda kaldığım zaman Türk firmaları henüz dış ticaretle ilgilenmiyorlardı. Dış ticaretle gayrimüslimler; Rumlar, Yahudiler, Ermeniler uğraşıyorlardı ama ben Demir-Çelik İşletmeleri Genel Müdürlüğündeki görevim nedeniyle ithalat ve ihracatı çok iyi öğrenmiş durumdaydım. Benim buradaki bilgi birikimim bana rehber oldu ve çok kolaylıklar sağladı. Biz onun için ön plana geçtik ve çok güzel paralar kazandık. Mesela Vergi İadesi Mevzuatını getirmişti Turgut Özal. O zaman kimse bunun ne olduğunu anlayacak durumda bile değildi. Bunu ilk uygulayanlardan biri olduk. Tabi benim Demir Çelik sektöründen gelmiş biri olarak avantajım vardı. Bütün hattecileri, demir-çelik imalatçılarını vs. tanıyordum, bu da bize avantaj sağladı. Bazen bu kişilerle ortak çalıştık. Böylece güzel bir dönem geçirdik. Özellikle savaş dönemi Taha Dış Ticaret Aş de çok güzel sonuçlar aldık. LCW şirketinde de İranlı arkadaşımla ortaktık ama daha sonra onun hisselerini ben devraldım. Mustafa Küçük bey ile ortak olduk yüzde 50 li 50 li. Bütün işi yürüten Mustafa Küçük’tü. Hile hurda yapmadan dürüstçe çalıştı. Örnek gösterilen bir adamdır. Şuan Türkiye’nin en büyük ilk 100 firması içindeyiz.

3) Sizce kimler girişimci olmalı kimler girişimcilikten uzak durmalı?

Bir defa girişimci olabilmek için cesaret sahibi olacak. Lider vasıfları olan kendi başlarına iş yapma isteği olan kişiler iyi sonuç alır. Yılmayacak. Dikkatli olacak. Dürüst olacak.  Hesabını kitabını iyi bilecek. Yapacağı işin bütün inceliklerine vakıf olacak. Mesela bir ekmek fırını açacaksınız. Unun kalitesinden hamurun yoğuruluşuna kadar, fırında pişirilme tekniğine kadar her şeye vakıfsanız o işte başarılı olursunuz. Mesela benim ortağım Mustafa küçük işleri geliştirirken her şeyi A dan Z ye takip eden bilen bir konumdaydı. Kimse ona kül yutturamazdı tabiri caizse. İpliğin kalitesinden, renginden, sağlamlığından, türünden, boyasına varıncaya kadar her şeyle ilgilidir. İşini iyi bilecek ve çok dürüst yapacak girişimci. Satılma kabiliyeti olan işle uğraşacak. Paraya dönüşebilecek bir işle. Oradan başlamak lazım. Şirketlerde iş programları, yıllık çalışma programları yapılırken evvela satış bütçesi yapılır. O satışa göre üretim yaparsınız. Diyelim ki demir-çelik üretiyorsunuz. 300 bin ton satma imkanınız varken siz 400 bin ton üretirseniz 100 bin ton stokta kalır ve o sizi zora sokar. Satış kabiliyeti önemli.

4)Siz kendi başarınızı neye borçlu olduğunuzu düşünüyorsunuz?

Ben çok çalışırım. Bir işi bitirmeden masadan kalkmam. Önümdeki işi bitirmeden rahat edemezdim. Ayrıca çok dikkatli olmak gerekli. Ve her şeyi not ederim. Şuan bile bulabilirim önceki senelerde kim ile  ne görüşmesi yaptım. Ajandam vardı her zaman yanımda taşırdım. Kısa notlar alırdım. Şu gün şu saatte şu kişiyle şu konu hakkında görüştüm. Tarihi ve konuyu hatırlarsanız tefarruatı aklınıza gelir zaten.

-Bunu uzun yıllar yaptınız mı?

Her sene bir tane standart ajandam vardı mutlaka. Hep koltuğumun altında taşırdım. Kurşun kalemle yapılmış tablolarım vardı. Bir değişiklik olursa düzeltmek için. Işın Çelebi isimli bir bakanımız vardı, ticaretle de uğraşıyordu biz İran ile ticaret yaptığımız zamanlar. Dedi ki üniversitelerde ithalat ve ihracat teorik okutuluyor bunu pratiğe dökemiyoruz. Öğrencilerin Uluslararası ticaret mevzuatına hakim olarak mezun olabilmeleri için kurs açalım.  Bu alanda eksikleri kapatalım. Benden kurs vermemi istedi ama benimde işlerim vardı zamanım yoktu hayata geçiremedik.

5) Girişimcilik hayatınızda sizi etkileyen bir anınız?

Dedim ya girişimci çok dikkatli olmalıdır. Burası da bir taşra. Karabük Demir-Çelik Aş. de çalışıyorum. Satın alma müdürlüğü gibi önemli bir görev yapıyorum. Bu müdürlüğün görevi; demir-çelik işletmelerinin ihtiyaç duyduğu  her türlü malzemeyi iç piyasadan ve dış piyasadan temin etmek. At gübresinden kanaryaya varıncaya kadar. Kanarya zehirli gazları haberdar eden bir canlı. Şimdi çok duyarlı teknik gelişmiş cihazlar var ama o zamanlar yoktu. Maden ocaklarında falan zehirli gazı haber verirdi, kuş düşer bayılırdı, işçilerde bir sorun olduğunu anlar kaçarlardı. Merdaneler Türkiye’de imal edilmiyordu o zamanlar. İşte bu vesileyle kambiyo mevzuatına hakim oldum ve büyük avantajım oldu. Mutullah Yolbulan birgün bana dedi ki: ‘’Seni tanıdığım kadarıyla sen İstanbul’da sokakta gezerken bile para kazanabilirsin.’’  İstanbul’a gittiğimde tabi taşradan gitmişiz orda eş dost ziyaretleri yaparken, bir arkadaş bana elinde bir saç ithalatı belgesi olduğunu ve bunu değerlendirmek istediğini söyledi. Bir fotokobisini istedim üzerinde çalışmak için. 15 bin ton gümrüksüz saç ithalatına izin veren bir belgeydi, devletten alınmış. 12 bin tonu kullanmış 3 bin ton kalmış. Belge üzerinde çalışmaya başladım. Piyasayı inceliyorum, maliyet çıkarıyorum, mal bedeli, artı nakliye, artı sigorta, artı limandan tahliye, gümrükleme masrafları vs. kaça mal oluyor hesaplıyorum. Elde edebileceğimiz karı hesapladım. Sonra ki iş olarak  müşteri bulmak lazım. Onu da buldum. Belge sahibine dedim ki bu permiyi şu fiyata satabiliyoruz. Birisine vekalet vererek ithalatı gerçekleştirme imkanımız var. Kabul etti. Dedi ki: ‘’ Ben bu belgeyi kullanmasına izin verdiğimiz kişileri tanımam, bir sorun çıkarsa seni sorumlu tutarım.’’ Öteki tarafta diyor ki ‘’Biz Belge sahibini tanımayız, bizi devreden çıkartırsa sorumlu seni tutarız’’. Ben arada bir mütemet insan sıfatıyla kaldım. Cesaret de gerekiyor bunun için. Tamam dedim, iki tarafın ortasında duruyorum. Gerekli bütün evrakları ben hazırladım. Bana dedim 500 bin lira vericeksiniz. Belgeye talip olanlardan istedim tabi belge sahibinden değil. Hemen Hamburg’a gittiler, saçı buldular gemiye yüklediler, 15 gün olmadan. Daha gemi Türkiye’ye yoldayken birde saça zam geldi, bu insanların karı çıktı 2 katına. Tabi bayram ettiler. Gelir gelmez paramı verdiler. O zamanlar 500 bin çok iyi paraydı. O tarihte İstanbul’da 2 tane apartman dairesi satın alınabiliyordu. Anormal bir para sadece bilgini satarak kazanıyorsun. Mutullah beyin dediği gerçek olmuştu. Hiç unutmadığım bir anımdır.

6) Sizi bir girişimci olarak en çok motive eden şey nedir?

Çalışma arzusu olacak. Önce dürüst, samimi bir şekilde çalışma azmi. İşin peŞini bırakmayacaksınız. Hiç olmayacak zannettiğiniz bir iş bile kurtarılabilir, bir yerden bir çözüm çıkar. Sonunda başarıyı yakaladığınızda en güzel motivasyon da o olur.

7)  Doğru insanları işe almakla ilgili ne söyleyebilirsiniz?

Mülakatın çok önemli olduğunu söyleyebilirim. Şimdi Cv yi dolduruyorlar, bakıyoruz birçok iş değiştirmiş başvuru yapan kişi. 10 yerde çalışmış şimdiye kadar. Niye diye sorarsınız ister istemez tedirgin eder sizi bu durum. Demek ki çalıştığı yerde bir problem bir uyum sorunu olmuş. İşte kişi çok iş değiştirmişse kafada bir soru işareti belirir, acaba benden de hemen gider mi diye düşünür işveren. Çünkü işveren aldığı kişiyle uzun yıllar omuz omuza çalışmak ister. Mesela ben mülakatta karşıma alıp konuşursam gerçek niyetin ne olduğunu az çok hissedebilirim. Sonra da aldığımız kişinin hal ve hareketlerini, işe yatgınlığını , işe bağlılığını takip etmemiz gerekir. En azından tanıyana kadar.

8) Peki sizi iş hayatında en çok ne kızdırır?

En çok işine sahip çıkmamak kızdırır. Birisi ona verilen görevi yapmıyorsa, bahane uyduruyorsa, işin içine aldatma giriyorsa, dürüstlüğe ters düşen bir şey varsa o kızdırır.

9) En büyük hayaliniz ve gerçekleştirmek istediğiniz projeler?

O kadar çok ki. Şuan bile yapacak 50 yıllık işim var diye düşünüyorum. Safranbolu’yu çok seviyorum. Burada kültürel varlıkların korunması unutulmaması konusunda yapılacak birçok iş var. Buradaki kültür varlıklarının turizme kazandırılması ve turizmin bu kültür varlıklarıyla geliştirilmesi amacımız. Mesela Safranbolu’nun en özel ürünlerinden bir tanesi safrandır. Safranın turizme dönüştürülmesi mevzusunu konuştuk ve bu konuda çalışmalar incelemeler yapacak bir ekip oluşturduk. Daha aktif olacağız. Mesela Ekim ve Kasım aylarında hasat zamanı turistler geliyor safranın hasatını inceliyorlar. Bu ideallerimizden birisidir. Bir diğeri ise Safranbolu’nun altında bir takım tüneller var. O tünellerin turizme açılması konusunda bir projemiz vardı. Onun ihalesini kazanamadık. İşte o en büyük ideallerimden birisi. Bu projeyi vakıfa kazandırırsak bu vakfın bir geliri olacak. Ve bu da ileride yapılacak bir sürü etkinliğin önünü açacak. Her şeyin başı para. Para kazanmak için bu çok büyük bir fırsattı ancak bir takım aksaklıklarla karşılaştık. Şimdilik bunları çözmeye çalışıyoruz.

10) Bir girişimciye verebileceğiniz 3 önemli tavsiye?

1)işini bırakmamalı

2)güvenilir olmalı

3)cesaretli olmalı

11) İş ve aile dengesini sağlayabildiğinizi düşünüyor musunuz?

Evet , düşünüyorum. Belki yeteri kadar olmuyor. İstanbul’a gitmem lazım torumlarım orada. Ama onlar da buraya beni ziyarete geliyorlar .Çok seviyorum hepsini. Ne yapayım onlara katkıda bulunmaya çalışıyorum elimden geldiğince. Anneleri babaları çok ilgili torunlarımla, ama ben yine de onlara tavsiyelerde bulunuyorum zaman zaman.

12) Size göre Safranbolu’nun en önemli ekonomik sıkıntısı?

Safranbolu’da burada doğmuş büyümüş insanlardan çok sonradan gelen insanlar ikamet ediyor. Bunların çoğu da memur, emekli. Burada bir hareketliliğin eksik olmasının sebebi bu diye düşünüyorum. Safranbolu’da iş gücü sayısı da bu nedenle az belki. Çalışmak lazım.

13) Okudukça insanın girişimcilik ve risk alma oranının azaldığı söyleniyor. Sizin düşünceniz?

Bu konuda çeşitli örnekler var. Mesela Kayseri aileler çocukları ticarete yetenekli mi değil mi onu ölçerlermiş. Ticarette adam olamaz bu okutalım en iyisi derlermiş. Mesela Mutullah Yolbulan çok iyi bir tüccardır ama çok kapsamlı bir eğitim görmemiştir. Okudukça çekingenlik artar ister istemez bilgiyle orantılı olarak. Bilmeyen kişi cesaretle o işi yapar. Korkmaz başarırda. Cesaret cehaletten doğar diye bir söz vardır.

14)Safranbolu Sanat Üniversitesi gündemde tartışılıyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Safranbolu Sanat Üniversitesi çok yerinde bir düşünce ancak henüz zamanı değil. Biraz bu konunun olgunlaşması, kamuoyu tarafından benimsenmesi lazım. Karabük Üniversitesi’nin ve Safranbolu Fethi Toker Güzel Sanatlar Fakültesinin öncelikle daha aktif hale gelmesi ondan sonra böyle bir yola girilmesi kanaatindeyim. Hayata geçirilmesi gereken bir proje.

 

Metin METE İbrahim TURAN